Evlenmek özgürlük mü yoksa tutsaklık mı?

Evlenmek özgürlük mü yoksa tutsaklık mı?

 Bugün size evlilik üstüne yazmak istedim. Evlilik nedir? Nasıl bir evlilik hayal ediyorsun? Evlilikten ne bekliyorsun?

Yalnız bir insan, yanına başka birini alıp onunla hayatını birleştirmek ister mi?

Bu birleşmeye evlilik dersek, bu yolculuğu götürebilir misin?

Evliliği ayakta tutmak için neler yaparsın?

 

YAZI VİDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ

Kimine göre "evlilik aşkı öldürür" diyorlar, peki gerçekten böyle ise evlilik hayatında ne yapacaksın, nasıl yaşayacaksın? Rahat bir hayat mı, yoksa kısıtlanmış bir yaşam mı olacak? Bugün bu sorulara cevap arayacağım.

Bizim toplumda çok konuşulur; “Bir erkeğin en pahalı hatası evlenmek” derler. Çünkü derler ki erkek evlendiği gün özgürlüğünü ve kendi hayatını kaybeder. Evlenen erkek, artık kendi yolunda değil, başkasının istediği yolda yürümek zorunda kalır diye düşünenler çoktur.

Kimi insanlar evliliğin erkeğin hayatındaki enerjiyi, yaratma isteğini azalttığını ve zaman içinde ruhen yorulduğunu söyler. Çoğu kişi “evlilikle kimliğini kaybedersin, artık hanım köylü olursun” der.

Yalnızsan kendinsin, evliysen yanında başka bir insan var ve ona bağlısın. Bu yüzden evlenmeden önce şu altın soruyu sormalısın: “Bu kadınla hayat boyu konuşabilir miyim, onunla yaşlanabilir miyim?” Bu sorunun cevabını iyi düşünmelisin.

 

Evlilik, insanlık kadar eski bir şey. Aklımızı hep karıştıran, çok konuşulan, çok tartışılan bir konu.

Bazı insanlar evliliğe güvenli bir liman gözüyle bakar. Bazılarına göre ise evlilik, bir insanın kendi isteğinden vazgeçip başka bir hayatı yaşamak zorunda kalmasıdır.

Son zamanlarda evlilik, erkek için özgürlüğün bitimi, yaratıcılığın yok olması, yeni bir hayatın başkası için şekil alması olarak da görülüyor. Yalnız yaşayıp mutlu olan bir erkek, evlenince bu mutluluğu kaybeder mi yoksa kendini keşfeder mi? Asıl soru bu.

 Özgürlükten Vazgeçmek mi, Yeni Bir Hayat mı? Özellikle toplumumuzda erkekler için evlilik çoğu zaman bir özgürlük kaybı gibi görülür.

Erkek yalnızken hayatının efendisidir, kararları kendi alır. Evlendiği gün başkası ile beraber karar almak zorunda kalır. Hanım köylü sözleri, erkeğin kendi hayatından uzaklaşıp eşinin hayatına katılma korkusunu anlatır.

Bu kaygı, erkeğin ruhunu yorduğu ve onu yaratıcılıktan uzaklaştırdığı düşüncesine sebep olur. Ama burada sormamız gereken asıl soru şudur: Özgürlük gerçekten “hep istediğini yapmak” mıdır yoksa “bir amaç uğruna sorumlu olmak” mı?

Yalnız biri hayatını kendi seçer, hayır diyebilir, kendine ait bir yaşamı vardır. Ama yalnızlık bazen içini boş da bırakabilir.

Eğer evlilik iki kişiyi birbirine zincirlerse o zaman ruh yorulur, yaratıcılık biter. Ama iyi bir evlilikte, özgürlük daha geniş bir ufka döner; biriyle birlikte yol almak hayatı büyütür. "Evlilik En Pahalı Hata mıdır, Kimlik Yitimi midir?" Evlenmek sadece paradan gitmek değildir, asıl kayıp ruhun giderse olur.

Kendi hayatını kendi kuramayan, başkasının istekleriyle boğuşan bir adam zamanla kendini kaybetmeye başlar. Bu yüzden “bekar kendine ait, evli başkasına” sözü uyarıcı bir sözdür.

Evliliğin içinde ne erkek ne de kadın kendi alanını koruyamazsa, aşk zorunluluğa, sevgi alışkanlığa dönüşür. Bu noktada sorun evliliğin kendisi değil, evliliği kalıplara sokan bakıştır.

 Evlilik, faturaların ödendiği ve görevlerin yerine getirildiği mekanik bir hayat olursa, ne ruh kalır ne de gerçek bağlılık.

Doğru olan, iki insanın birbirine yük olmadan, birlikte çoğalıp mutlu olmasıdır.

Aşk Biterse Ne Olur? "Evlilik aşkı bitirir" diye bir söz var. Bastıran, yakıcı bir tutku bir süre sonra yerini daha sakin, daha derin bir hisse bırakır. O zaman şu ünlü soru ortaya çıkar: “Bu kadınla yaşlandığın zaman da konuşmaktan zevk alacak mısın?”

 Sadece aşk varsa ve biterse, elde bir şey kalmaz. Fakat dostluk, sevgi ve beraber yürüyen iki kafa varsa, aşk ölse bile sevgi evrilir ve sürer.

Evlenirken sadece bugüne değil, belki otuz yıl sonraki hayata bakılmalı. Çünkü hayat bitince arda kalan, iki insanın birbirine kurduğu gerçek bağ olur.

Evliliği Yaşatmak:

Sabır ve Emek Tek başına düzen kurmuş biri için hayatına başkasını almak kolay değil. Bu, sadece bir ev değil, bir hayat paylaşımıdır.

Evliliği uzun sürdürmek için en önemli şey “kendin olabilmek” ve eşine de aynı hakkı tanımaktır. Herkesin kendi dünyası, kendi zevki olmalı. İki insan hep dip dibe değil, yan yana durmalı, birlikte ama bağımsız yaşayabilmeli.

Evlilikte sürekli yenilenmek, gelişmek önemli. Bir araya gelen iki insan, konuşmalı, birbirine destek olup beraber güçlenmeli. O zaman evlilik yük değil, iki kişiye de destek olur.

Kısaca bu yazdıklarımı özetlersem; evlilik ne sadece bir cennet ne de bir cehennemdir. Evlilik; sabır, akıl, saygı ve yürekle kurulan bir yapıdır. Özgürlüğünü kaybetmek zorunda değilsin, bu senin seçimin. İki kişi birbirini malı gibi görmeden, değerlerine sıkıca tutunarak yaşarsa, evlilik senin kimliğini almaz, tam tersi seni daha iyi bir insan yapar.

Erkek evlenmeden önce şu soruyu sormalı:Bu insanla, hayat durduğunda ve sessizlik olunca bile konuşacak bir şeyim kalacak mı?”

Cevap evetse, aşk bitse bile dostluk kalır. Gerçek hayatı ve mutluluğu veren şey, dostluğun sıcaklığı ve güvenidir. Evlilik bir imza değil, “seninle yürümeye değer” demektir. Kendi hikayeni yazmak da, karşılıklı sevgi, saygı ve hiç tükenmeyen bir merakla olur.