Hayatımızda, İki şey Çözümsüz Görünen Problemlerin Çözümünde Büyük Rol Oynar
Hayatımızda gördüğümüz ve başa çıkamadığımız sorunlar bazen çok karışık olur. İnsan böyle zamanlarda kendini çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedebilir. Ama zamanla öğreniriz ki, çözümsüz sanılan bu zorluklar için çoğu zaman bakış açımızı değiştirmek ve karşımızdaki insanı anlamaya çalışmak yeterli olabilir.
Hayat, bize çoğu zaman zor gibi görünen olaylar verir. Bu olaylar içinde kaybolmuş ve tıkanmış hissederiz bazen. Ama aslında, en karmaşık görünen problemlerin cevabı basit de olabilir.
İki önemli yol var: kendimizi başka bir bakıştan bakmaya zorlamak ve empati yapmak.
Birincisi ; başka bir insanın yerine kendimizi koyup, onun gördüklerini görebilmek. Başka bir bakış açısı ile bakınca olaylar bambaşka görünebilir.
Bir insan bir şeyi haksızlık görürken, bir diğeri için aynı olay bir fırsat da olabilir. Herkes kendi yaşadığını, duyduğunu, bildiğini doğru zanneder. Fakat herkesin gördüğü gerçek, kendi deneyimlerinden, değerlerinden ve kültüründen çıkar.
Böylece, dünyadaki gerçekler hep kişiye göre değişir. Örneğin, bir iş yerinde bir kavga çıktığında, biri için o olay üzücü bir durumdur, diğeri için ise bir hak arama savaşıdır.
Kişi sadece kendinin haklı olduğundan emin olup o yolda gitmeye devam ederse, sorun kolayca büyür ve daha karışık hale gelir. Ama bir kere olsun kendinden uzaklaşıp diğer kişinin gözüyle bakabilirse, o zaman daha önce görmediği şeyleri fark eder ve yeni çözüm yolları bulmaya başlar. İşte bu, psikolojide "bilişsel esneklik" olarak adı geçen bir güçtür.
Bunu yapabilen insanlar, karşılarına çıkan zorluklara karşı daha rahat çözüm bulur, daha akıllı ve yapıcı adımlar atarlar.
İkinci önemli iş ise empati kurmaktır. Empati kurmak, karşımızdaki insanı, onun duygusunu ve düşüncesini anlamaya çalışmaktır. Onun yaşadıklarını sanki biz yaşıyormuşuz gibi hissetmektir. Çağımızda büyük sıkıntı, insanların birbirini dinlememesi, anlamaması ve empati göstermede zorlanmasıdır. Herkes konuşur ama kimse tam olarak anlamaz.
Empati yaptığımızda, yani karşımızdaki insanı gerçekten anladığımızı ona hissettirdiğimizde, aramızdaki gerginlik azalır. İnsan kendini anlaşıldığını hissederse savunmayı bırakır, daha açık ve rahat konuşur. Bu sayede sorunlar tartışmak yerine çözülmeye başlar. Kısaca empati, insanlarla iyi bir diyalog kurmanın en temel yoludur. Empati aynı zamanda duygusal zekânın önemli bir parçasıdır. Kendini ve başkasını doğru anlayan kişi, hem duygularını yönetir hem de topluma daha faydalı olur.
Toplumda empati varsa, daha çok uyum, destek, birlik ve az kavga olur. Yani, anlaşmak daha kolay olur. Farklı bakmak ve empati yapmak, birbiri ile bağlantılı iki beceridir.
Bir insan ancak kendini farklı bir gözle görebildiğinde, empati kurmaya başlar; empati yapan kişi de, başka insanların penceresinden bakmayı öğrenir.
Günümüzde insanlar çoğu zaman hayatın hızı, işin yoğunluğu ve yarış havası içinde bu iki yolu unutuyor. Herkes kendi haklılığını göstermek ister.
Herkes “ben doğruyum” der ve başkasını düşünmeyi unutur. Böyle olunca, hem bireyler hem gruplar arasında kavga ve anlaşmazlık daha çok çıkar.
Oysa asıl çözüm, bazen çok da uzakta değildir. Sadece bir yerde durup, farklı şekilde bakmaya ve karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışınca bile, en zor sandığımız şeyleri çözebiliriz.
Bakış açısı değiştirmek, insanın kafasında büyük bir değişikliktir. Sorunları çözmek için önce ona farklı bir bakıştan bakmak lazımdır. İnsan genelde bildiği gibi düşünmek ister. Oysa hayatta her olay, başka açılardan da bakılmalıdır.
Eğer bir sorun için düşündüğümüz yol işe yaramıyorsa, belki de o yolda yanlış gidiyoruzdur. Yeni yollar, yeni düşünceler denemek insanı büyütür. Psikolojik olarak, bakış değişikliği, kişinin düşünce kurallarının dışına çıkmasıdır.
Her insan, “ben bu işi yapamam” deyip bırakmak yerine, “başka nasıl yapabilirim” diye sorarsa, kafasındaki yol açılır. Parçalara ayırıp, her bir bölümü tek tek görmek de insanı çözüme götürür. Bir sorun bazen iyi yönlere de yol açar. Onu bir engel değil de, fırsat ya da ders olarak görmek gerekir.
Sosyolojik bakış ise, içinde büyüdüğümüz toplumun bize verdiği kuralları anlamak ve sorgulamaktır. Her toplum, insana bazı değerler kazandırır. Bizim olaylara baktığımız yer, çoğunlukla toplumun bize verdiği alışkanlıklardan gelir.
Fakat başka grupları, onların gördüğünü ve bir sorun karşısında nelere dikkat ettiğini anlamak, daha iyi çözümler bulmamıza yardım eder. Örneğin başka bir ülkeden gelen insanları anlamak için, sadece bizim gibi düşünenlerle konuşmak yeterli değildir. Onların başına gelenleri, dönemi ve sorunlarını anlamaya çalışmak daha doğru olur. Empati ise, kendimizi tam olarak başkasının yerine koymak, onun hislerini ve hayatını anlamaya çabalamaktır.
Empati, insan ilişkilerini güçlendirir. Anlaşmazlıklar azalır, işbirliği artar. Herkes ortak çözüm yolları arar.
Empati kurmayı öğrenmek kolay değildir, zaman ister. Ama zamanla duyguları anlamak, ilişkilerde daha sağlam ve huzurlu bir ortam oluşturur.
Empati, öfke veya kırgınlık gibi zor duyguları azaltır, tarafları daha sakin yapar.
Sosyolojik olarak empati, toplumu güçlü kılar. Empati varsa, farklı gruplar arasında dayanışma olur. Irk farklılığı, zengin-fakir ayrımı, ayrımcılık gibi sorunları daha kolay çözeriz. Herkesin ihtiyacını ve düşüncesini dinlemek, toplumu bir arada tutar. İnsanlar birbirini anlarsa, daha adil ve mutlu bir toplumda yaşanır.
Kısaca özetlersem; çözümsüz gibi görünen birçok sorun, aslında bakış açımız ve empati yeteneğimizle ilgilidir. Düşüncemizi değiştirir, diğer insanları anlamaya çalışırsak, sorunlar daha basit ve çözülür hale gelir. Yani, hayatımızda ilerlemek ve gelişmek için önce kafamızdaki düşünceyi ve insanlara bakışımızı değiştirmeliyiz.
Dış dünyada aradığımız birçok cevap aslında iç dünyamızda, bakış açımızda saklıdır. Büyük gibi duran birçok sorunun üstesinden gelmek için, sadece bakış açımızı değiştirmek ve empati kurmak yeterli olur.
Bu iki yol, hem tek tek kişilerde hem toplumsal düzeyde değişimi mümkün kılar. Kendimizi başkalarının yerine koyarsak, hem daha iyi anlar, hem daha huzurlu yaşarız.
Zamanla, en zorlu günlerimiz bile bize değerli hayat dersleri ve gerçek çözümler kazandırır. Bu yaklaşımlar, insan olarak büyümemiz ve birlikte daha iyi bir yaşam kurmamız için en büyük anahtarlardır. Bunu yapabildikçe, yaşadığımız yere ve hayata daha çok değer katarız.