Yas, bireyin yaşamında önemli bir kayıp yaşaması sonucunda ortaya çıkan duygusal, zihinsel, sosyal ve bazen fiziksel tepkilerin bütünü olarak tanımlanır. En yaygın olarak bir yakının ölümüyle ilişkilendirilse de yas sadece ölümle sınırlı değildir. İnsanlar şu durumlarda da yas yaşayabilir:
Bu nedenle yas, insan yaşamının doğal ve evrensel bir parçasıdır. Her birey yaşamının bir döneminde mutlaka bir kayıp deneyimiyle karşılaşır ve bu kayıp karşısında yas tepkileri ortaya çıkar.
Yasın amacı aslında psikolojik açıdan kayıpla yüzleşmek ve yeni bir yaşam düzenine uyum sağlamaktır. Yas süreci sağlıklı şekilde yaşandığında birey zamanla kaybı kabullenir, anılarla yaşamayı öğrenir ve hayatına devam edebilir.
Ancak bazı durumlarda yas süreci çok ağır yaşanabilir ve birey günlük yaşamını sürdüremez hale gelebilir. Bu noktada profesyonel destek gerekebilir.
Yas terapisi, bireyin yaşadığı kayıp sonrası ortaya çıkan duygusal süreçleri anlamasına, ifade etmesine ve sağlıklı şekilde işlemesine yardımcı olan psikolojik destek sürecidir.
Bu terapi sürecinin amacı kişinin acısını yok etmek değildir. Çünkü yas doğal bir süreçtir ve tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Yas terapisi daha çok şu konulara yardımcı olur:
Yas terapisi özellikle şu durumlarda önerilir:
Yas terapisi bireysel terapi şeklinde yapılabildiği gibi grup terapisi şeklinde de uygulanabilir. Grup terapileri özellikle bireyin yalnız olmadığını fark etmesi açısından oldukça destekleyicidir.
Psikoloji literatüründe yas süreci çoğunlukla Elisabeth Kübler-Ross tarafından ortaya konan beş aşamalı modelle açıklanır. Her birey bu aşamaları aynı sırayla yaşamayabilir veya bazı aşamaları yaşamayabilir. Ancak genel olarak yas sürecinde şu psikolojik evreler görülür.
1. İnkar (Şok ve Reddetme)
Kayıp haberini alan birey ilk anda gerçeği kabullenmekte zorlanır. Bu evrede kişi şöyle düşünebilir:
Bu durum psikolojik olarak bir savunma mekanizmasıdır. Zihin ani travmanın etkisini azaltmak için gerçekliği geçici olarak reddeder.
2. Öfke
Gerçeklik yavaş yavaş fark edildiğinde birey yoğun bir öfke yaşayabilir. Bu öfke şu yönlere yönelebilir:
Öfke yasın normal bir parçasıdır. Ancak bu duygunun bastırılması uzun vadede psikolojik sorunlara yol açabilir.
3. Pazarlık
Bu aşamada birey zihinsel olarak geçmişi değiştirme düşüncesine kapılabilir. Kişi şöyle düşünmeye başlayabilir:
Bu aşama genellikle suçluluk ve pişmanlık duygularıyla birlikte görülür.
4. Depresyon
Kayıp gerçeği tamamen kabul edilmeye başladığında yoğun bir üzüntü ortaya çıkar. Bu evrede şu belirtiler görülebilir:
Bu evre yasın en ağır hissedildiği dönemlerden biridir.
5. Kabullenme
Yas sürecinin son evresinde birey kaybın gerçekliğini kabul eder. Bu kabul şu anlama gelmez:
Kabullenme, kişinin kaybın varlığıyla yaşamayı öğrenmesidir.
Bu aşamada birey:
Yas yaşayan bireylerin en çok ihtiyaç duyduğu şey anlaşılmak ve yalnız olmadığını hissetmektir.
Toplumda çoğu zaman insanlar iyi niyetle fakat yanlış cümleler kurabilir. Örneğin:
Bu tür cümleler yas yaşayan bireyin kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir.
Yas sürecinde destek olmak için şu yaklaşımlar daha sağlıklıdır.
1. Dinlemek
Yas yaşayan kişi çoğu zaman yaşadığı acıyı anlatmak ister. Bu nedenle en önemli destek yargısız bir şekilde dinlemektir.
Bazen hiçbir şey söylemeden sadece yanında olmak bile büyük bir destektir.
2. Duygularını ifade etmesine izin vermek
Toplumda özellikle erkeklere sıkça söylenen bir ifade vardır:
“Erkekler ağlamaz.”
Oysa yas sürecinde ağlamak, duyguların dışa vurulması açısından oldukça sağlıklıdır. Ağlamak:
Yas yaşayan bireyler bazen günlük işlerini yapmakta zorlanabilir. Bu nedenle şu destekler önemlidir:
Bu tür küçük yardımlar bireyin yükünü hafifletir.
Eğer yas süreci çok ağır yaşanıyorsa profesyonel destek almak oldukça faydalıdır. Özellikle şu durumlarda psikolojik destek önerilir:
Psikolog, psikiyatrist veya aile danışmanları bu süreçte önemli destek sağlayabilir.
Bu sorunun cevabı bireyin psikolojik dayanıklılığına ve sosyal destek sistemine bağlıdır.
Birçok insan yas sürecini zaman içinde kendi içsel kaynakları ve sosyal çevresinin desteği ile atlatabilir. Ancak herkesin yas deneyimi farklıdır.
Bazı bireylerde yas süreci şu nedenlerle zorlaşabilir:
Bu durumlarda yas süreci karmaşık yas veya uzamış yas haline gelebilir.
Karmaşık yas durumunda kişi yıllar geçse bile:
Bu durumda mutlaka profesyonel destek gerekir.
Yas sadece bireysel bir süreç değildir; aynı zamanda sosyal ve kültürel bir süreçtir.
Birçok toplumda cenaze törenleri, taziyeler ve anma ritüelleri yasın paylaşılmasını sağlar. Bu ritüellerin psikolojik açıdan önemli işlevleri vardır:
Özellikle Anadolu kültüründe taziye ziyaretleri bu açıdan önemli bir dayanışma mekanizmasıdır.
Kısaca özetlersem; Yas, insan yaşamının en zor fakat en doğal psikolojik süreçlerinden biridir. Kayıp yaşayan bireyler farklı duygular yaşayabilir: öfke, suçluluk, üzüntü, yalnızlık ve bazen de çaresizlik.
Bu duygular yasın normal parçalarıdır. Yas sürecinin sağlıklı şekilde yaşanabilmesi için bireyin duygularını bastırmadan ifade edebilmesi, sosyal destek alması ve gerektiğinde profesyonel yardım alması önemlidir.
Unutulmamalıdır ki yasın amacı acıyı tamamen yok etmek değil, kaybın gerçeğiyle birlikte yaşamayı öğrenmektir. Zamanla birey kaybın acısını taşısa da hayatın içinde yeniden anlam ve umut bulabilir.
Kaynaklar